Basın – İntihar Olasılığının Estetik Provaları

Kategori: Medya | 0

Oysa uzamın kirlettiği gecenin olanaklarıyla, duygularından
arınmakta olan kuşlar vardı ama hiç kuşkusuz ağlıyorlardı.

Bireyin kendine söz verdiği intihar girişimi, seyircisinin gözleri önünde, hangi ölümün provasını yapmaktı? Bu prova, izleyicinin izlerken zevk alması için açık çağrı olarak yapılan bedensel ve ruhsal varoluştan vazgeçişin ya da kendini trajedilerinin kurbanı ilan etmek üzerine verilen bir sözün ötesine geçmekti belki de.

Tarihi boyunca hiçbir ortak değere ve psikolojik yapıya sahip olmayan insanlar nasıl olurda ölümün başlangıçlarından biri olan intihar noktasında aynı nesnel ruha sahip olabilirlerdi? “Köylü ve zanaatçı, yoksulluk ve acıdan kurtulmak için kendini asar; şövalye ve papazlar aşağılanmaktan kurtulmak ve düşmanı zaferden yoksun bırakmak için kendilerini öldürtürler. İlk durumda dolaysız ve toplumbilimin kategorilerine uygun olarak bencil intihar tipi, ikinci durumda ise dolaylı ve özgeci intihar tipi söz konusudur. Araçlar ve nedenler farklı olsa da amaç aynıdır” (Minois, 21;2008) Bunun gibi ortak olan bir diğer düşünce de intiharı zorunlu ya da isteyerek tercih edilmesinin gerekçelerinin her zaman hazır oluşudur. Ölüm isteğinin kültürel, cinsiyet ya da antropolojik özelliklerine bakılmaksızın tarih boyunca güncel kaldığı söylenebilir. Bir ölüm tercihi olan intihar’ın epistemolojik, psikolojik, sosyolojik ve sanatsal sonuçları olduğu gibi, intiharı nedenleriyle birlikte açıklamaya çalışmak oldukça karmaşıktır. Çaresizlik sonrası çözüm olarak görünen bu ölüm için başvuru şekli, bazı toplumlarda kültürel intihar (Entegrizm) (Japon geleneği), bazı toplumlarda ise kurban olmanın selameti olarak görmenin farklı biçimleridir. Çağımızda intiharın toplum içinde yaygın hale gelmesi son derece olağan bir davranış olarak görülmesi, Sosyal paylaşım sitelerinde intiharın ilan edilmesiyle başlayan ve cesareti sınayan intiharların alkışlanması gibi psikolojik ve materyalist yaklaşımların açmaza düştüğünü göstermektedir.

İntiharın ortak söylemler ve nedenlerle oluşması, sonsuzluğa bahşedilen retorik olarak mevcudiyetin bilinen bir bilinmeziydi. Gerçekliğinden kuşku duyulan yaşam anlatısı, sonlu görüngüler dünyasına duyulan yüce bir aşkınlık anlamına dönüşmektedir. Yaşamın bütün anlam olasılığı, insan bilincinin sınırlarından sonra başlayan ölüme uygun görülmektedir. Bugün ölümsüzlük istenci çoktan geride bırakılmış ve sonsuzluğun varlığına alışmış olarak yaşamın intiharlarına yazılmış hikâyeleri uykuda son bulan istekleri içermektedir. İntiharı hak ettiğine inanan insanların sanatçı olması, nesnel ruhun ortak bilincinden ayrılan bireysel mevcudiyet değildir.

Sanatçılar için intihar, kendi içsel dünyalarında yaşanan kaotik bunalımlarla başa çıkamadıkları durumun sonucu olarak, sanatsal yapıtı için ilham kaynağı ya da doğrudan yapıta konu olan intiharlar olmuştur. Mental bozukluklardan kaynaklanan intihar olaylarında, sanatçılar diğer bireylere göre daha derin ve içinden çıkılmaz bir süreci yaşamaktadırlar. İntihara yönelen sanatçılar arasında intiharı çözüm ve model olarak görmek anlamında da bir ilişki söz konusudur. Modern çağla birlikte ölmeyi haklı çıkartmaya çalışan gerçeklerini anlamlı gören sanatçılara tanık olmaktayız. İntihara tanınan ayrıcalığın sanatçılar tarafından uygun bulunması, sanat ve intihar arasındaki ilişkisel durumu örneklemektedir.

İntiharın sanatla yaratıcılık, stres, melankoli ve depresyon gibi konularda ilişkili olduğunu gösteren örnekler vardır. Sanatçıların diğer insanlara göre duygularını ifade olanakları daha geniştir. Çünkü sanat ifade aracı olarak önemli alanlardan biridir. Bunu psiko-kathartik ve Dışavurumculuk yoluyla sanatçının nihilist duygularını yansıtmak en önemli avantajıdır. Katharsis antik yunan döneminde Aristoteles tarafından, ruhun kötü ve acı duygulardan arındırılması da kullanılan bir kavramdır. Antik dönemden 18 yüzyıl romantik dönem sanatçılarının duygu ve coşkularını yansıtmak üzere daha yoğun sonuçlar içermiştir. Romantik sanatçılar, kaotik iç dünyalarında oluşan acı ve tutku gibi duyguları sanatsal arınmayla yansıtmışlardır. “Düş görerek bilinçdışının baskısından kurtulan kişi eğer bir sanatçı ise, düş göreceğine eser yaratarak bilinçdışının yoğunlaşan baskısından kurtulabilir”(Yetkin, 18;1979) Yetkin’in bu yaklaşımına göre Katharsis, sanatçının intihar ihtimalini azaltıcı ve sağaltıcı etkilere sahiptir. Sanatçılar bu ifade avantajları varken hala neden intihar ediyorlar? Sanatçıların yaşadığı yoğun trajik duygularına yüklenen “Dans, drama ve dionysos ritüellerine bağlayabileceğimiz müzik ve gösteri gibi sanat türleri, bir tür sarhoşluk ve kendinden geçme hali yaratarak insanı, başka şekilde tahammül edemeyeceği bir ruh halinin, ilişkinin içine sokarlar” bu yarı trans durumu insanı ölüm ve doğum gibi akıl ile kavranamayan olgularla karşı karşıya getirir.(Erzen 93/2011) Sanat, sanatçının duyusal sarsıntılar sonucu duygularının şaibeli haline gelmesi ve ifade edilemeyen estetik değerleri açığa çıkarması bağlamında önemlidir.

Romantik ve Sembolik sanat dönemlerinde melankoli ve içsel durumların yansımaları güçlü etkiler uyandırmıştır. Bu dönem sanatçıların mitolojik yönelimlerinde yer alan ölüm ve ruhsallık arasında kurulan bağın bir esin kaynağı olduğunu gösterir. Mitoloji ve melankolinin ağır bastığı konu tercihlerinde ölüm ve gizemin olması, intihar olmasa da ölüme duyulan ilgiden etkilendikleri söylenebilir. Sanatçıların doğa karşında yaşadıkları güçsüzlük ve hüzün, imgelem gücüyle gizemli bir atmosfere sahiptir. Ruhsal durumun yansıması, gerçeğin görünmeyen yanıyla bütünleşen içsel bir dünyayı yansıtır. Ortaçağda da günahı kapsayan düşünce içermesi gibi Romantik döneminde çekinilmeden gerçekleşen olay olarak görülmeye başlanmasıdır. Sanatçıların intihar içeren kültürel psikolojiden beslenmesine bir örnek olarak Dostoyevski’nin eserlerine yansıyan post-romantik konulardaki intiharın (Ecinniler) ilanına neden olmuştur. Romantik dönemin melankolik ruh halinin sanatçılara bıraktığı miras, intiharın patolojik bir yansımasıdır.

Romantik dönem, modern öznenin intihar imgelerine ve referanslara hazırlık dönemiydi. Modern öznenin mutsuzluğu, yalnızlığı ve yabancılaşması yersiz-yurtsuzluk istenci baskın söylemleri içermektedir. Bu dönemde kentsel yoğunluk, kitlesel yaşam deneyimleri ve sanayileşme koşulları bireyselleşmiş modern kültürü yansıtmaktadır. Dönem kültürün bir parçası olan modern sanatçılar, modernliğin soyut kavramlar ve ifade arayışlarını yaşatacak alanlar yaratarak modern estetiğin anlam doğasındaki figürleri, metafor ve mecazları yeniden açığa çıkartmak istemişlerdir. Özellikle I. Dünya savaşında, Alman sanatçıların üzerlerindeki savaş baskısından kurtulmak için yoğun eserler üretmeleri ve dışavurumculuk akımının bu dönemde doğması rastlantısal bir durum değildir. Modernin yoğun ve karmaşık retoriksel mecaz ve motifleri, özne/nesne, zihin/beden, Akıl/ doğa gibi problemli yapıların sanatçı tarafından tanımlanmasını gerektirmiştir. “Dada ve sürrealizm nezdinde intihar, açık ya da gizli, onların birçok manifestosuna sinmiş olan nihilizmin bir tezahürüdür. Nihilizm, sanatın varlığı kadar, sanatçının varlığını da sorunsallaştırır” (Artun, 36/2013) Dada, Sürrealizm, Performans ve Body-art sanatlarının manifestolarında yer alan eylemsel sahnelerde intihar, kusma, yaralamalara doğal bir sahneye dönüştürmektedir. Bu akımlar, intiharı önceleyen nörotik ve travmatik durumları dışavurma girişimini üstlenmişlerdir. Çünkü bilinçdışının uzamlarını yaşanılan dönemin intihara sürükleyen olay ve olgularını ikna edici iddialara karşılık gelmektedir. Sanatçılara intihar hakkı tanınarak psikolojik olarak teşvik edilmesi, doğanın, iradenin ve güzelliğe duyulan inancın sarsıntıyla sonlandırılmasının provalarıdır. “İntihar, avangardın soluduğu havayı üreten metropolün, onun cehenneminin sonucudur. Modern bir fenomendir. Dolayısıyla intihar, modernliğin ürettiği ama onunla karşıtlaşan her hadise gibi, modernist sanat için çekicidir. Üstelik dadacı ve sürrealistlerin üstatları olarak kabul ettikleri Lautrémont, Edgar Allen Poe, Arthur Rimbaud, Alfred Jarry ve Baudeaire de intihari sanatçılardır” (Artun, 35/2013) Bu yakın zaman örneklerindeki sanatçılar, izleyicilere intihar algısıyla kurban olmayı öneren ve estetik huzursuzluktan doğan intiharın sanatsal provalarını görmeye davet etmektedirler. Çağdaş sanatçıların intihar’ın kendilerinde yarattığı duygular;

imageHandler

Ellerim Ağlıyor/Serap Kökten

(Siyah ve beyaz yaşamı ve ölümü çağrıştırırken bu süreçte yaşananlar ise hayatta varoluş biçimleridir. Hayatta sürekli bir mücadele halindeyken intihar, bizim rüzgâra karşı direnmekten vazgeçtiğimiz zamandır. Bu duygu çoğu kişiye ara ara yüzünü gösterse de çoğu zaman küçük bir sebep sizi hayata bağlar. Her şeyi kendi ellerimle yaptım düşüncesi ile yüzleşen kişi bir yandan hayata tutunmaya çalışırken diğer yandan pişmanlıklarından doğan acıyı ellerine yükler. Belki de hayata tutunabilmek için gösterilen hedef bu kaçış noktasıdır.)
Aklın Korkusu/ Yaşam Şaşmazer
Bedenin tedirginliğiyle örtüşen gölgeler olmak, toplumsal kodlarından bahsedebilecek referansını Freud ve Jung’dan alabilecek kadar model olabilmektir. Her figür kendi gölgesinde aradığı ilhamı bilinçaltından alır. Gölgelerin bilinçaltıyla yüzleşmesi, görmezden gelinenlerin farkında olmakla ilgilidir. Çünkü daha sonra hikâyesi olmayacak bu yüzleşme de, aklın korktuğu karanlık gece değildir.
Ona sorsan öte bildiğin gibi der /Neslihan Kıyar
…İmgeyi yaşama bağlamak ya da yaşama bağlanmış bir düşüncenin gösteren olarak yansıtılması… Tıpkı Deleuze’de yaşam ve düşüncenin ayrık birlikteliklerinin yaratıda belirmesi gibi… Ayrıksı birliğin mekânsız boşluğunda yaşayan bu kadın(lar) izleğe kitlenirken, uzama yayılan amorfik/organic oluşumları işaret etmeksizin eylemi reddetseler de aşağı(ya) tırmanmayı dayatmaktadırlar. Kuzgunların anlıksal algıda yarattıkları, gözleri dikmiş olma hali ise kadın(lar)dan daha çok izleyeni rahatsız etmeye yöneliktir. Ruhsal devinimden sıyrılmış görülen figürler, yaşamsal düzlemden vazgeçmenin sınırında varoluşlarını sürdürmektedirler…

Kaynakça
Jale Nejdet Erzen, “Çoğul Estetik”, Metis yayınları, 2011
Ali Artun, Sanat Manifestoları, iletişim yayınları, 2013
Suut Kemal Yetkin, Estetik ve ana sorunları, İnkılap yayınları, 1979
Georges Minois, İntiharın Tarihi-İstemli Ölüm Karşısında Batı Toplumu, Çev: Nermin Acar, Dost Kitabevi, Ankara, 2008,